karanlığın elinden tutmak*
anne ve babasıyla yürüyen çocuklar gördüm yol boyu. çocuklarıyla yürüyen aileler değillerdi. neden böyleydi nazarımda bilmiyorum. camii avlularını es geçtim, yürüdüm. yürüdük. bomboştu. zihnim boş, ellerim boş, içim doluydu. yürüdüm, sokak lambalarının ışıttığı yollarda karanlık benliğimin elinden tuttum yürüdüm. yürüdük. gülmedim hiç, konuşmadık. ağlamaya yeltendim, durdurdu beni. gözlerim doluydu. içim doluydu. ağlamadım. bir banka oturmadım, iliştim. sığdırdım boş zihnimle, dolu kalbimi. sığdırabildim. bir kadın geldi yanıma. galiba oturdu. sonra kalktı sanırım. sonra bir başkası geldi. ve gitti. sonra tekrarlandı bu eylemler. suretten surete girdiler. nice gelenler oldu, nice gidenler. oldu, hep olur. ben de kendimde kalamıyordum ki zaten. herkes gibi, bir yabancıyı taşıdım durdum içimde senelerce. herkes gibi geçmekten korkuyorum bu yoldan. yolun içinde kendi yabancımı dahi yitirmekten. korkuyorum ölümüne. ve korkunun kadere isyan ettiği hiç görülmemiştir biliyor musun elinden...