Kayıtlar

Ekim, 2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor
Resim
konuştuğun kurtulamadığındır, sustuğun kurtulamadığındır. hayat tersini düz eden bir yol, bir çıkmaz, bazense uzun nefesler çektiren bir yokuştur. insansa bir şeylere bağlanmadıkça savrulan bir varlık olmaktan zevk alır. hayat bitmeye, insan kalmaya kuruludur. insandır, evet savrulur. durduğu, durulduğu da olur. ama sürekli ister. kalbini emanet edecek bir kucak arar. aramak, bulmak, çoğu zaman ise kaybolmak yazılmıştır alnına. kendini, kalbini unutmuş çağdan saklamak gücü uzaklardadır kimi vakit. vücudu takatten düşmüş bir hasta gibi kıvranır insan, bir odanın, bir sokağın, modernleşerek çürümüş bir şehrin kollarında. acıdan, ağrıdan, sızlayan her parçasından iğrenerek yol alır. yolda olmaktır onu tanıtan. yolda bulmuştur kendini. yolda kaybedecektir sahip olduğunu sandığı her şeyi. •• 2018 eylül günleri, istanbul
Resim
çekmiş olmayı isterdim bu fotoğrafı. bazen huzurlu bir karede hapsolmayı ne kadar istiyorsam. bakışlardan uzak, kim ne düşünüyor, ne anlıyor umursamadan. kelimelerden, konuşmaktan uzak kalmak isterdim. susarak anlaşmak. sadece gülümseyerek ne kadar yaşayabilir insan? nereye kadar dertleşebilir insan, tek bir yorum katmadan gözlerine? gözlerimiz sağır kalplerimize. kalbimizi hissetmeden yaşıyoruz. somut işler peşindeyiz, elle tutulur işler. ruhu, duyguyu, hayâli ihmal etmek başarıyla eşdeğer görülüyor. bir insanın gözünde bir dakikacık kalıp, oradan hayatı seyretmeyeli uzun zaman olmuştur değil mi? ingilizceyi, fransızcayı biliyoruz ama anlamıyoruz kimseyi. hayatına dokunamıyoruz insanın, kadının ve çocuğun. gönlün, kuşun, ağacın, yaprağın dilini unutmanın bedeli ağır oluyor. •• 2 ağustos 2018, yurt, sabah