çok sağır, biraz da solgun
bu fermuarın burda işi ne bilmem. işini yapmayışı mâlum. bunu bilirim. zamanımı alır mı bunu bilmek. onu da bilmem. bilmediklerimle boyum uzuyor. bir-yetmişi bulmuşum ölçerler öyle diyor. bir yetmişten kaç santim eksilirse büyürüm diye sordum bugün kendime. her gün cevapsız sorular ve geceden geçirmeyen acılarla soldurdum yüzümü. yüzüm soldukça bir ölüye benzedim. o ölüyü sevdim sonra, ölüyü canlandırdım, karşıma diktim, dikildi, durdu seyretti beni. aniden bir tokat bastı soluk yüzüme. kızarınca yüzüm, kan geldi dedim. o da beni canlandırır oldu. diriltme demiyorum yanlış anlaşılmasın. doğru anlaşılmasınaysa hiç ihtiyacım yok. yanlış anlaşılmasın yeter diyorum. bazen yetmiyor ama bunu kimseye diyemem. duymamış gibi yapın. geceden geçemeyen herkesle tek tek konuştum. çok sağır olmuşlardı gecenin sesinden. çok sağır ve biraz da solgun. bir ışık vursa yüzlerine, ışığı nasıl kararttıklarını görüyordum. nasıl yapıyorlardı bilmiyorum. bilmediklerimle gecem uzuyordu, bildiklerimle ömrü...