Kayıtlar

Temmuz, 2019 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

son-söz

Resim
bizim şiirimiz sesimizi bir deniz gezintisine çıkaran içgüdüydü ağaçlar arasında yürütürdü ayaklarımızı kuşların anmalarına söz olmaktı dağların süslü beyazında bağırtırdı seni ve beni küçük yaşlarda kalabalık bir semtte annesini kaybeden bir çocuktum ben eskiden ah ne ağlardım adeta ağlamak benim putumdu kırıldı artık, kırdım işte şiirimizdi bu yapmıştı şiirimiz un ufak etmişti nice putu o kelebeklerin parmağımı okşamasıydı ellerimi okur gibiydi sordu sonra ipek kanatlarıyla bu acıları yazan parmaklar neden olabildiğince beyaz ve hiç mi kanamamıştı? -suskunluk- vedasını besteleyip uçacağı âna dek huzurlu dakikalarla bakıştık işte gitmişti içime ne güzel bir sevilmek bırakarak gözden uzaklaşmıştı da. ve giderek ruhumun tüm kederi hafiflemekteydi çünkü simsiyah bir atın simsiyah saçlarını ahenklendiren bir rüzgardı onun uzaklaşan sesi uzaklardan şiir söylerken devam ediyordum duymaya, onu. bizim şiirimiz ne çok içimizdendi dertlendirerek tüm göğü ...

içine sığamadığımız odalar

Resim
meraba dost gibi kucağıma yatıp elimi cırmalayan kedi, meraba başına oturup ders çalışmaya çalıştığım masam,  meraba içimi dökemediğim insanlar, meraba bitmişliğim, hızla geçen gençliğim, kıymet bilmeyen fıtratım.. tüm özlenenler, eksilenler, fazlalıklar, uzaklar.. önümüze konulduğunda içten bir âh çektiren bütün cümleler. bakıyorum da, hitap edecek onlarca, yüzlerce kavram var. hiçbirine seslenmeye güç yetiremiyorum. bir bitmişlik çevreliyor ruhumun bahçesini. durup on dakika düşünmek için kimsenin gücü yok zannımca. nereye gidiyoruz diyen yok. bunu niye yaptım diyen yok. dil bir şey söylüyor, ama kafa ve kalp orda değil. göz baktığımız yeri görmüyor. ait olamadığımız semtler biriktiriyoruz. içine sığamadığımız odalar. altında nefes almayı beceremediğimiz bir gökyüzümüz var artık. göz mavi, kalp siyah görüyor. •• 19.03.'18