son-söz
bizim şiirimiz sesimizi bir deniz gezintisine çıkaran içgüdüydü ağaçlar arasında yürütürdü ayaklarımızı kuşların anmalarına söz olmaktı dağların süslü beyazında bağırtırdı seni ve beni küçük yaşlarda kalabalık bir semtte annesini kaybeden bir çocuktum ben eskiden ah ne ağlardım adeta ağlamak benim putumdu kırıldı artık, kırdım işte şiirimizdi bu yapmıştı şiirimiz un ufak etmişti nice putu o kelebeklerin parmağımı okşamasıydı ellerimi okur gibiydi sordu sonra ipek kanatlarıyla bu acıları yazan parmaklar neden olabildiğince beyaz ve hiç mi kanamamıştı? -suskunluk- vedasını besteleyip uçacağı âna dek huzurlu dakikalarla bakıştık işte gitmişti içime ne güzel bir sevilmek bırakarak gözden uzaklaşmıştı da. ve giderek ruhumun tüm kederi hafiflemekteydi çünkü simsiyah bir atın simsiyah saçlarını ahenklendiren bir rüzgardı onun uzaklaşan sesi uzaklardan şiir söylerken devam ediyordum duymaya, onu. bizim şiirimiz ne çok içimizdendi dertlendirerek tüm göğü ...