son-söz

bizim şiirimiz
sesimizi bir deniz gezintisine çıkaran içgüdüydü
ağaçlar arasında yürütürdü ayaklarımızı
kuşların anmalarına söz olmaktı
dağların süslü beyazında bağırtırdı seni ve beni
küçük yaşlarda
kalabalık bir semtte
annesini kaybeden bir çocuktum ben eskiden
ah ne ağlardım
adeta
ağlamak benim putumdu
kırıldı artık, kırdım
işte şiirimizdi bu
yapmıştı
şiirimiz un ufak etmişti nice putu
o kelebeklerin parmağımı okşamasıydı
ellerimi okur gibiydi
sordu sonra ipek kanatlarıyla
bu acıları yazan parmaklar
neden olabildiğince beyaz
ve hiç mi kanamamıştı?
-suskunluk-
vedasını besteleyip uçacağı âna dek
huzurlu dakikalarla bakıştık
işte gitmişti
içime ne güzel bir sevilmek bırakarak
gözden uzaklaşmıştı da.
ve giderek
ruhumun tüm kederi hafiflemekteydi
çünkü simsiyah bir atın
simsiyah saçlarını
ahenklendiren bir rüzgardı onun uzaklaşan sesi
uzaklardan şiir söylerken
devam ediyordum
duymaya, onu.
bizim şiirimiz
ne çok içimizdendi
dertlendirerek tüm göğü
vuruyordu gün yüzüne
en güzel şiiri biz okuyorduk
sokak lambası yanıyor ve sönüyor
içimizin ateşi kadar parlayamıyordu
o mısralar, kelimeler ve harfler
dudaklarımıza ne çok yakışırdı
ağlardım söyledikçe
dinledikçe ağlardım
en çok da senin sesin süslerdi onu
-ya da o senin sesini
tekrarlardık meleğin getirdiği vahyi
unutmaktan korkar
okurduk, dur durak bilmeden
hiç bitmesin istediğimiz,
en sevgiliye kavuşurken okunacak
son sözdü o
hayata son sözden başlardık
bu bizim devrimimizdi
••
21.02.2017

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

neden sen değilsin hiçbiri

hani eski bir resme bakarken

psikosomatik dert