hani eski bir resme bakarken
canım annem, canım babam. sizi çok özlüyorum. yüzünüze söyleyemiyorum, yanınızda dinmeyen bir özlem bu çünkü. bu dünyanın çaresi yok, bu ayrılığın kavuşması burada değil ki. hep sûni, hep geçiçi, sonu hep vedayla biten buluşmalar yeri bu yeryüzü. canım babam, şu çocukluk fotoğrafına bakıp sevmiş annemi. istemiş dedemden, evlenmişler. hikaye burda başlıyor. ben çok hatırlayamıyorum, beni bu kadar ağlak bi çocuk yapan şey belki unuttuklarımın ağırlığı.(genel..) her neyse.. bu fotoğraflara her baktığımda ne görüyorum, neyine ağlıyorum bilmiyorum. hiç annesiz kalmadım diyemem, hiç babam gitmedi diyemem. küçükken balığım mercan öldü diye kendimi odaya kapatıp ağlarken, belki de babam neden yanımda değil diye ağlıyodum. bilmem. neyi neden yaptığını insan ne kadar bilebilir? emin değilim. emin olmamak hoşuma gitmiyor aslında. bir kancayla asılıp tonlarca yük bindiriyor sanki yüreğime. sonra durup şımarık bi çocuksun sen diyorum kendime, varlık içinde yokluk çeken aptalın tekisin. ama ne edeyim ki var olmağa çalışırken, varlıklar gözüme ilişmiyor. buna da çare olamıyorum.
••
hasret ile
30.03.2020

Yorumlar
Yorum Gönder