*susarak anlatmak*

konuşmak, kalbini gizlemekten başka nedir ki?
bir zamandır bu konuyla ilgili düşünüyorum. etrafımda suskunluğunu duyduğum, anladığım kaç kişi var? yoksa insanların sözlerini anlamaktan bile aciz miyim? seslerin karmaşasında gönlümü kapattığımı hissediyorum günden güne. sürekli bir ses duymak için konuşuyoruz gibi. bir ses bizi çağırsın, anlatsın, susmasın, aksi hâlde sessizlik bize kendimizi tanıtıyor çünkü. yalnızlık yüzleştiriyor bizi bizle. korkuyoruz sanırım, bir bütünle karşı karşıya kalmak, doğrusuyla eğrisiyle önünde durması ve sana bakması korkunç, belki de tiksinç geliyor. korkularla yüzyüze bakmaya karar verdim artık. susmaya, susanları duymaya karar verdim. bir de unuttuğum, unutmak istediğim şiire ve kaleme dönmeye.
••
3 ağustos, babaanne evi, gece

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

neden sen değilsin hiçbiri

hani eski bir resme bakarken

psikosomatik dert